Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Ahmet Akgül Köşe Yazıları / Çözüm, Suriye, Ankara, PYD ve Gerçekler

Çözüm, Suriye, Ankara, PYD ve Gerçekler

USTAD Başkanı Ahmet Akgül’ün Bireysel Değerlendirmesi

Yine Ankara, yine sarsıldık.

Peş peşe gelen bombalı saldırılar için “sivil ve masum insanlara yönelik” sözünü kullanmak bile abes artık..

Ne yani?

Bu vahşi saldırılar, sivillere hizmetle yükümlü resmi bir kurum ve personeline yapılmış olsa az mı üzülecektik?

Bu namertçe saldırı, memleketin namus ve şerefini korumakla görevli askerimize ve polisimize yapılmış olsaydı, sivil değil diye, daha az mı üzülecektik?

Elbette değil.

Sadece bölgemiz değil ülkemiz büyük tehdit altında beyler..

Medyasıyla, sivil toplumuyla, siyasetçisiyle bir an önce kendimize gelme zamanı beyler..

Evet..!

Çözüm süreci diye bir süreç yaşadık.

Kardeşliğin tesisi için gerekirse baldıran zehri içerim diyen bir liderin samimiyetine güvenip peşine takıldık.

İyi de ettik..

Ama olmadı beyler olmadı..!

Sürecin 3 ana ayağından demokratikleşme oldu.

Normalleşme olacaktı.

Ama en önemli ve olmazsa olmaz şartı silahsızlanma olmadı.

Ne düşünürseniz düşünün.

İster, “yine mi aldatıldınız” sözcüğünü bıyık altı pis gülüşlerinizle terennüm edin.

İster oh oldu deyin.

Ama şunu kafanıza sokun ki, bu süreç çok ama çok iyi niyetle başlamış bir süreçti.

Kendi aramızdaki bir problemi 100 yıl sonrasını dizayn hesabı yapan batının hakemliği dışında ilk defa biz bize çözmek üzere olduğumuz bir süreçti.

100 yıllık kangren ilk defa bu denli iyileşme belirtileri göstermişti..

Yaklaşım tamamen İslami ve insani idi.

Olmadı işte olmadı..

Destek vermediniz, olmadı.

Yalnız bıraktınız, olmadı.

Hainlik ettiniz, olmadı.

Siyaseten kazanım diye düşündünüz, olmadı.

Umurunuzda değildi, olmadı.

Ama herkes sizin gibi umursamaz değildi.

Anadolu’nun yerli ve milli evlatları bu sorun çözülsün diye dua ederken,

Sizin bıraktığınız o boşluğu elin İngiliz’i, Alman’ı, Amerikan’ı, İran’ı çok güzel doldurup mekik dokudu bölgede..

Siz iç siyasi hesaplarınızla kendi hükümetinizden uzak dururken elin gavuru ölçtü biçti A, B, C, D, E, her ne planı varsa hesap edip bekledi.

Sürecin başlatanı ve en güvenileni her musluğun başında duracak değil ya..!

Sürecin her aşamasını o yönetecek değil ya..!

Tıpkı sizler gibi orada da şahsi PR derdini sürecin başarısına tercih edenler çıktı ve olmadı.

Bilen biliyor..

Silah taşınıyor dedik duymadılar.

Kobani algıydı dedik. Bizde seninle beraber bu algıyı yiyoruz keyfine bak moduna girdiler.

Müslüman Arap ve Kürt halkı iyice eziliyor dedik. “İşte biz..! Eziliyor görüntümüz var mı” türünden duruş gösterdiler.

Bu mesele Kürt meselesi olmaktan çıkmıştır dedik. Daha neler dediler.

Koridor Türkiye’yi boğacak dedik. Güvenilmez bir örgütü mutlak muhatap etmenin keyfiyle sırıttılar.

Çözüm çözülmeye doğru evirildi dedik. Güzel günleri bekleyin dediler.

Halkın %90’ı Müslüman olan bir bölgenin, En az %30’u Arap olan bir bölgenin kaderini yanlış bir muhatapla çiziyorsunuz dedik. “Yanlış kişiler dediğiniz uzaydan gelmedi ki. Bizden sizden insanlar” şeklinde edebiyat yaptılar.

Her ne ise olmadı..

Şimdi her şeyin geride kaldığını anlama zamanı.

Sırf sürecin selameti için terör örgütüne örgüt dediğimiz günlerin geride kaldığını anlama zamanı.

Aman kimse incinmesin diye kullanmaktan çekindiğimiz cümleleri kullanma zamanı..

Bir ara yazdığım bir yazının başlığında ifade ettiğim gibi “Ey Ahali Artık Gavura Gavur Demek Serbest” zamanı.

Hakikatleri konuşma ve acı gerçekle yüzleşme zamanı..

…………………………………….

 

Dün sivillerin en uğrak mekânlarından biri olan Kızılay kana bulandı.

Bir önceki patlamanın akabinde yaptığımız açıklamanın arkasındayız hala..

Suriye meselesi Ankara meselesidir. Uyanalım artık..!

Bu saldırı, iç siyaseti yönlendirmek isteyen küreselcilerin taşeronları aracılığıyla yaptırdıkları eylemlerdir ve kesinlikle Suriye masasından yönetilmektedir.

Suriye’yi ekonomik ve ideolojik temellerde yeniden dizayn etmeye ve Anadolu ile Sunni İslam toplumları arasında duvar örmeye yönelik bir çalışmanın bir ürünü olan Ankara saldırısı Suriye üzerinde herkesten daha fazla söz sahibi olan Türkiye’yi kendi iç sorunları ile uğraştırmaya ve Suriye politikasında tamamen saf dışı bırakmaya yönelik bir çalışmadır.

Ankara saldırısı, Suriye’de enerji koridoruna bağlı olarak ekonomik ve ideolojik temellerde yaşanan coğrafi ve demografik hareketlenme ve bu hareketlenmede kendisine rol biçilmiş terör örgütlerinden bağımsız değerlendirilebilecek bir saldırı değildir.

Bu saldırı, 3 yıl önce yapılması gereken acil müdahalenin önemini bir kez daha ortaya koymuş, gecikecek her hamlenin bombalı saldırı ve acıları daha da arttıracağını net bir biçimde ortaya koymuştur.

Daha da ötesi var.

“Suriye’ye müdahale tuzaktır” sözünün bizzat tuzağın kendisi olduğunu gün geçtikçe daha iyi görmeye başladık.

Bu saldırılara, sadece Suriye planını tamamlamaya yönelik saldırılar olarak değil, sonrasında Anadolu’yu İslam ülkelerinden kopartıp yalnızlaştırmaya ve Türkiye’yi parçalamaya yönelik planın bir parçası olarak bakılmalıdır.

Bu yüzden Suriye meselesi Türkiye’nin inisiyatifi dışında tamamlandığında Anadolu’nun huzur bulacağını zannedenler hala yanılgıdadır.

Bu bir projedir. Anadolu’nun iç karışıklığa sürüklenmesi  ve islamsızlaştırılmasını da kapsayan bir projedir.

Dolayısıyla projenin bir parçası olarak ülkemizde yaşanan acı terör hadiselerini iç siyaset malzemesi haline getirenler bu katliamın ortağı olarak anılacaktır.

Dış siyasette ülkesinin durduğu noktada durmayan medya ve siyaset camiası bu türden katliamların ortağı olarak anılacaktır.

Bu badireler arttıkça tek tek gün yüzüne çıkan içimizdeki kripto ecnebileri ve 100 yılın toplum mühendisliği sonucu açığa çıkmış yeni hainlerle aydın görünümlü zavallıların peşinde koşmaya devam edenler ı fark edemeyenler bu katliamların ortağı olarak anılacaktır.

Kavmiyetçiliği İslam’ının önüne geçirip İslamcı ön ekiyle Ankara’yı aldatmaya devam edenler de bu katliamların ortağı olarak anılacaktır ki, bu aldatmacalar yüzünden güneyde koca bir duvar örülüyor ve nerdeyse bitmek üzere..

……………………………

 

Suriye’de yürütülen bu planın Kürt planı olduğunda hala ısrar edenler ya çok saftır ya çok şeytan..!

Şunu kafamıza iyice sokalım ki, PYD Kürt yapılanması filan değil, Sünni Kürtlerin  militanların tasfiye edildiği yepyeni bir küresel projedir.

Ağırlığını Nusayri ve Alevi kimliği altında şimdiye kadar saklanmayı başaran kripto ecnebilerin, sol sosyalist Kürt ve Arap çapulcularının, Yezidi ve Ermenilerin oluşturduğu ve PKK’nın yerine ikame ettirilmek istenen bir örgüttür.

İnanmayanlar, Kuzey Suriye öncesi PKK içinde açığa çıkan mezhepsel bir sarsıntının PYD ile kısmen nasıl geçiştirildiğine baksınlar.

Şengalden 700 yezidi militan takviyesi dahil farklı bir oluşum tamamlandıktan hemen sonra siyasetçilerinin bile akıl erdiremediği bu toplu intihar oyunun çeşitli ilçelerde niye aniden başlatıldığını araştırsınlar.

Yürütüldüğü ilçelerde yüzlerce örgüt militanı kayıp vermesine rağmen kalan ilçelerde hendek siyasetini ısrarla sürdürme nedenlerini soruştursunlar.

Akıl almaz bir siyaset olan hendeklere kimlerin gönderildiğini, PKK içinde kime ait bir grubun tasfiye edilmeye çalışıldığını sorsun soruştursunlar.

Daha açık bir ifadeyle, Suriye’deki PYD yapılanması ya Sünni unsurlar dışından, ya da koministliği şüphe götürmez bireylerden oluşturulmaktadır. PKK içinde ağırlığı hissedilen bu bölgenin (adına ister terörist, ister militan koyun fark etmez) Sünni Kürt çocuklarının hendek siyaseti bahanesiyle  ölüm tasfiyesine itilerek geleceğin yapılanması olan PYD içindeki Sünni yükü hafifletilmek çalışması yapılmaktadır.

Tabi tüm bu tasfiyelerin devam ettiği bir sırada Türk sol terör örgütleri ile yapılan ittifakların ilan edilişi şeklini iyi okumak gerek.

Uyanın beyler uyanın.!

Kürt ismi bahane, medeniyetler çatışması şahane..!

Eğer bu yeni oluşum, bir yanlarını okşayan kavmiyetçilik sayesinde enjekte ettikleri dinsizliğin Kürtlerin çoğunluğunu sardığından emin olsaydı, yıllardır Sünni Kürt toplumu için zorunlu figüran olarak kullandıkları Öcalan’a bir çırpıda tekmeyi atacaklardı.

Allah şükürler olsun ki emin değiller.

Çünkü yüzyıllarını İslam hamuruyla yoğurmuş bu millet en son rahleye geldiğinde bile dinsiz bir kalkışıma destek vermedi, vermiyor.

Tıpkı en son örneğini şu günlerde yaşadığımız gibi..

Tabi bu arada bizim çokbilmişler de çıkıp halkın hendeğe vermediği desteği veya halkın en son rahlede ne idüğü belirsiz bir kalkışıma vermediği desteği Kürt sol siyasetine de vermeyecek şeklinde hükmü basıp Ankara’ya gaz veriyorlar o ayrı mesele

……………………..

Yine Suriye Yine Ankara…

Son patlamalara dikkat ederseniz, sürekli Türk ve Kürt solu ortak figüran olarak kullanılmakta.

Tıpkı Suriye’nin kuzeyinde Anadolu’yu İslam coğrafyasından ayırma planını Kürt ve Arap solunun beraber yaptığı gibi..

Sol derken bizim Tunceli’mizden başlayıp Esed’in sapkın Nusayri ekolüyle buluşan bir sol…!

Siz anlamışsınızdır onu.

Umarım ders alırız.

Umarım 3 yıl önce “Savaş kaçınılmaz olursa barış söylemi çığırtkanlıktan öte gitmez” uyarımız geçte olsa, farklı bir formülle de olsa devreye girer.

Umarız Anadolu’nun İslam dünyasıyla arasında örülmeye çalışılan duvarın son darboğazı olan Cerablus, birkaç top atışından sonra kaybedilmez.

Tüm bunları söylerken iş işten geçmiş havası vermesin sakın.

Cesur ve risk alan hamleleri yapmayanı kimse masasına oturtmaz ama Türkiye’nin de  hem kendisi, hem İslam dünyası adına yapacağı hamle için iş işten geçmiş filan değil.

Bir sonraki yazımda değineceğim ama yine de söyleyeyim.

Rusya, Ortadoğu’da küresel ağın başına örmeye başladığı tuzağı fark edip kendi arkasını kollamak için bile olsa bu bataklıktan kaçacaktı, nitekim dün kaçış sinyallerini verdi.

NATO karşısında sanal bir güç gibi kurulmasına izin verildiğini düşündüğüm ama yine de kurulmasıyla bizleri onurlandıran İslam ordusu belki de Suriye’nin bölünmemesi için bir umut olabileceği gibi gelecekte güçlü bir İslam birliğinin kapılarını da açabilir.

Küresel ağ, Suriye’de kar yerine zarar ettiğini anlayıp Barzani ve Türkiye’yi devre dışı bırakacak Kuzey Suriye enerji duvarını bir süreliğine erteleyebilir.

Ve bu süreçte domino taşı gibi taraflar ve pozisyonlar yeni baştan yer değiştirilebilir.

Bütün bu gelişmeler hızla yaşanırken elindeki farklı senaryoları çalıştıracak ve gerektiğinde en riskli hamleyi yapmaktan çekinmeyecek bir Türkiye kazanan Türkiye olacaktır.

Anadolu’da kendini iyice açık eden hainler endişe veriyorsa ki böyle bir durumda Anadolu insanı gerekeni yapacaktır.

İngilizlerin tüm mühendislik çalışmasına rağmen toplumsal hafızası hala dipdiri olan Anadolu insanının ne yapacağını ise anlatmaya gerek yok.

Bu vesile ile gerek Ankara’da gerek bölgemizde peş peşe yapılan saldırılarda şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralılara şifa ve ülkemize baş sağlığı diliyoruz

Huzurla kalın.

@akgulahmet

cerablus_ahmetakgul

Yoruma kapalı.

Dzenleme alidalmis.tk