Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Kurumsal Haber ve Duyurular / USTAD’tan 15 Temmuz Açıklaması

USTAD’tan 15 Temmuz Açıklaması

15 Temmuz’un Oluşturduğu Tahribatı Milletin Öz Değerleriyle Onarma Zamanıdır.

Darbe Girişimi Değil İşgal Girişimi

15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan Cumhuriyet tarihinin en kirli ve bir o kadar karmaşık darbe girişiminin üzerinden bir yıl geçti.

USTAD, hain bir darbeden ziyade, ucu dışarıda bir işgal girişimine karşı tavrını ilk dakikalarından itibaren net bir şekilde ortaya koymuş ve milli iradenin sahaya hakim olması yönünde kamuoyu çağrısını ( http://www.ustad.org.tr/?p=2482 ) yapmıştır..

Tekraren ifade edecek olursak, darbe sonrası ülkeyi uçuruma götürecek her şeyin en ince ayrıntısıyla planlandığı bu girişim, halkın seçtiği iradeye meşru olmayan yollarla el koymak şeklinde basitçe tanımlanacak bir girişim değildir.

Bu girişim, her hangi bir öfke grubunun iktidarı içerden ele geçirmek istemesi ile de izah edilecek bir girişim değildir.

Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Başbakanlık, MİT gibi bir ülke için onur ve bağımsızlık sembolü sayılan yerlerin bombalanmış olması, ülkeyi yıkıma götürecek küresel şeytani aklın piyonları aracılığıyla kalkıştığı apaçık bir işgal harekâtının ilk adımı olarak düşünülmüş bir girişimdir.

Hedef Erdoğan İse de, İşgal İslam Coğrafyasınadır

Hainlikten öte, düşmanca yapılmış 15 Temmuz darbe girişimi, ruhunu mistik/dini kılıf altında dışarıya kiralayan Amerikan CIA destekli yapılanmanın, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat şahsını hedef aldığı doğrudur.

Lakin bu mesele, sayın cumhurbaşkanımızla kişisel hesaplaşma veyahut siyasi iç çekişme olmaktan çıkmış, 17 Aralıktan bu yana açık bir küresel saldırıya dönüşmüştür.

Sayın Erdoğan’a yapılacak herhangi bir darbe, sadece “ülke demokrasisine yapılmış bir darbe” değil, genelde bu ülkenin bağımsızlığına, özelde Müslümanların bütün kazanımlarına yapılmış olacaktı ki, bunun sadece Anadolu ile sınırlı kalmayacağı ve İslam coğrafyasının her köşesinde domino etkisi göstereceğinin bilinmesinde fayda görmekteyiz

Buna Oyun Diyenler, Oyunun Kurucusu veya Figüranlarıdır

Bu darbe girişiminin kontrollü bir darbe veyahut bir oyundan ibaret olduğunu dillendirmeye devam edenleri hayretle izliyoruz. Aynı şekilde, bunun bir oyun olmadığını at niyetlilere ispat etmeye çalışan iyi niyetlilerin karşı izah çabasını da hayretle izliyoruz

Oysa ki, bizler de bunun bir oyun olduğunun farkındayız. Hatta oldukça kontrollü ve kadim bir oyun olduğunun farkındayız. Tarih boyunca bu ülkeye müstemleke gözüyle bakan küresel şeytani aklın evlatları İngiliz-Masoniklerle Amerikan-CIA arasında Hacivat-Karagöz ortak oyunu gibi oyunların hem ülkemiz hem İslam coğrafyası  üzerinde sürekli oynandığını, bunu Erdoğan’ın oynadığı bir oyun olarak sunanların, bu oyunun bizzat planlayıcısı veya figüranı olduğunu ve bunlardan hangisi kazanırsa kazansın, sonucun kontrolü bizzat yürüten küresel şeytani akla hizmet edeceğinin farkındayız.

Nitekim Allah’ın inayeti ve milletin dirayetiyle başarısızlığa uğrayan bu girişiminin ardından tam gaz devam eden ekonomik ve siyasi hücumatlardan şunu anlıyoruz ki, bu mesele, ruhunu dışarıya kiralamış mistik/dini bir yapılanmayı çoktan aşmış, hak ile batıl arasındaki mücadeleye dönüşmüştür.

Kontrollü veya oyun söylemi kullananların kastını gayet iyi anlıyoruz. Cumhuriyet tarihi boyunca sağ, sol İslamcı, Kemalist oyunları oynatarak ardından bu grupları kontrollü darbeler vasıtasıyla yönetmeye devam eden küresel şeytani aklın bir oyununun sonucu olarak yapmaya çalıştığı 15 Temmuz darbe girişimi de kontrollü darbelerden birisidir.

Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan darbelere kontrollü diyemeyenlerin, siyasi irade ve Anadolu halkının ilk defa gösterdiği açık tavrından sonra ellerinde patlayan 15 Temmuz darbe girişimini kontrollü bir oyun olarak nitelendirmesi bu işe önceden vakıf olduklarını göstermektedir.

15 Temmuz Unutturulmamalıdır

Bu olay, vatan ve millet şuuruna sahip olan Anadolu insanının tanklara karşı yüreği ve bedenini siper ederek batıl bir niyete karşı tavrını ortaya koyduğu, söz konusu vatan ise gerisi teferruattır diyerek, kendisine gelecek nesle anlatacak şerefli bir hatıra bıraktığı bir olay olarak unutmamalı ve unutturulmamalıdır.

15 Temmuz gecesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali yıldırım, Yıldırım, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, MHP Lideri Devlet Bahçeli ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun hain darbe girişimine karşı dik duruşları ve halka cesaret veren tavırları devlet tarihine altın harflerle yazılacak bir tavır olmuştur.

O gece siyasi irade ve Anadolu insanı erdemli duruş sergileyen medya ve Sivil toplum kuruluşları kahramanlık destanının ortağı olmuştur.

28 Şubatın 1000 Yıllık Hedefleri Devam Etmemelidir.

Her ne kadar, vatana ve millete kast eden bu girişim bastırılmışsa da iç ve dış tehlikeler devam etmektedir.

Ülke güvenliği noktasında yeni tehlikelere karşı azami dikkatli olmak gerektiği gibi,  15 Temmuz hadisesinin 28 Şubat gibi kötü bir mirasla devam etmemesi için de önlemler alınmalıdır.

1000 yıl sürmesi öngörülen post modern bir darbenin tıpkı 15 Temmuz gibi, siyaseten kısa sürede sandığa gömüldüğü doğrudur.

Siyaseten elde edilen bu kazanım sonrasında alabildiğince gevşeyip yayılan İslami kesim, ucu dışarda bir dini yapılanmaya geleceğini teslim etmiştir. O güne kadar bir takım ezgilerle büyüttüğü hayallerinden tutunuzda, cihat, şehadet, tesettür, aile, komşuluk gibi dini değerlerdeki alaşağı tahribat 28 Şubat’ın 1000 yıl hedefli kalıcı mirası arasında ne yazık ki mum gibi erimiş ve erimeye de devam etmektedir.

28 Şubat sonrası alternatifsiz dini model diye sunulan ılıman ve ardından uyuyan İslam hedefleyen yapının Türkiye ayağı 15 Temmuz’da, halk tarafından yeniden sille yemiştir yemesine ama dini ve kültürel etki bakımından 1000 yıllık hedefine adım adım ilerlemektedir.

15 Temmuz Sonrası Oluşan Toplumsal Girdap Önlenmelidir

Şimdi, 15 Temmuz sonrası gelecek nesil için daha net şeyler konuşmak, daha net tavırlar göstermek ve bu musibetten binlerce hayır çıkartmak zamanıdır.

Batının Osmanlı mirası Anadolu toprakları üzerinde devam eden sosyal, kültürel ve dini mühendisliğin nihai bir darbesi olan 15 Temmuz’un Anadolu halkına uzun süre birbirine hesap soracağı ve uzun vadede nifaka sebep olacak yeni bir necis miras bırakmaması önemlidir.

İslami oluşumların bu olaydan ders çıkartarak, din ve dini söylemleri güçlendirmek yerine tamamen siyaset dili kullanması, milletin maneviyatı güçlendirmek için ihtiyacı ve hakkı olan maddeyi elde etmek yerine çok daha fazlasını elde etmesinin yakın gelecekte varacağı sonuç bugün yaşanan acıdan farklı olmayacaktır.

Siyasi veya ekonomik çıkarlarını aynı minvalde yürütecek dini veya din dışı bir takım grupların veya bu necis patent üzerinden Müslüman Anadolu halkı üzerinde baskı oluşturarak kendilerine yeni alanlar açmalarının önü mutlaka tıkanmalıdır.

Unutmamalı ki, birbirine güvenmeme ve her adımı şüphe veya itham üzerine kurulu ilişkiler, beraberinde kullanılmaya müsait yeni grupların oluşmasına ve iç çatışmaların artması dâhil yeni trajedilerin yaşanmasına sebebiyet verecektir ki, dış tehditlerin alabildiğine çoğaldığı bu dönemde küresel aktörlerin Türkiye’ye müdahale etmek için aradığı fırsat tam da budur.

Gün Birlik Günüdür

Madem 15 Temmuz, içerideki piyonların kullanıldığı bir işgal girişimi olup, bu girişim boşa çıkınca küfür ehli tazyikin şiddetini arttırmış ve bu tazyiklerine bir çok kripto ecnebinin açık destek tavırları eklenmiş ve saflar belirginleşmiştir.

Madem en sinsi düşmanlarla çevrilen bu ülke üzerinde plan üzerine plan yapıldığı apaçık ortadadır.

O halde gün, Müslümanların arasındaki bir takım tefrikaları ortadan kaldırmak ve asgari müştereklerde dahi olsa Anadolu insanının birlik olma günüdür.

Gün, Anadolu insanını birbirine düşürerek özellikle İslami tabanı zayıflatanlara karşı tedbir alarak kapıda bekleyen dış tehditlere karşı acilen toplumsal çözüm oluşturma günüdür

Gün, birbirini itham veya birbirinden imkân kaçırmakla enerji harcayanlara mani olma ve bu imkânı ümmetin ittihadına harcama günüdür.

Gün, 28 Şubat’ın Mirasını Kalıcı Olarak Silme Günüdür

Gün, tarafını yabancı ülkelerle belli etmiş kınayıcıların kınamasından korkmadan, 28 Şubat’ın sosyal, kültürel ve dini tahribatlarına karşı bir takım kararları açık yüreklilikle alarak öze dönme, 40 yıllık sosyal ve dini tahribatı rehabilite etme, İslam coğrafyasının yeniden umudu haline gelen Anadolu ruhunu alabildiğince yansıtma ve umudu eyleme çevirme günüdür.

Bu vesile ile 15 Temmuz şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize Acil şifalar diliyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur

 

 

Yoruma kapalı.

Dzenleme alidalmis.tk