• ustadstrateji@gmail.com
  • Mardin, Konya, İstanbul, Turkey
Mustafa IŞIK Köşe Yazıları
Ortayı Bulmak…

Ortayı Bulmak…

Paylaşmak için:

Yenilenebilir Enerji Uzmanı Mustafa IŞIK:
Arayanlar için “ortayı bulmak” deyimi her ne kadar anlaşmayı, adaleti ve barışı çağrıştırıyor gibi görünse de kavram ağrlıklarının farklı olduğu ortam ve orta bulmadaki yegane ölçek dilin ve anlamının törpülenerek keskinleştirildiği durumlarda imkansız gibibir.

19 YY.’ın senaryo düzerlerinin ve düzenbazlarının, oyuncuların “gerçeklik yalanları”na kanmasını sağlayacak formül olarak geliştirdikleri bu “kavram-dil” karmaşa ve kargaşasına geçmişin çözülemeyen fanatik ve fantastik dramalarının yozlaşmışlığını da karıştırdığınızda ortaya çıkacak durum tam da birilerinin sürekli çağrıştırdığı “toplumbaz”ların -toplum mühendisliği değil- ilizyonlarına layık olacaktır. -Zira mühendislik tamamıyla gerçeklikle uğraşır, ve bunu yaparken doğruluğunda grileri bulunmayan, sadece salt gerçekliğin dilini oluşturan matematiği kullanır; yanlışlar zaten matematiğin dilinde yer bulamaz; işgal edilmiş dilin yalanları ile değil, matematiğin gerçekliğindeki rakamları ile çalışır.-

Toplumbazlara bu amacı gerçekleştirmede en önemli engel, hep “dil ve kavramları” oturmaktan öte, kökleşmiş ve “benlik” felsefesini tamamıyla “bizlik” üzerine kurmuş olan tortop toplumlardan gelmiştir. Bunları çözmenin ve çözümlemenin yolunu arayan toplumbazlar, yeni yüzyılda hiç ummadıkları şekilde verimli çalıştığını gördükleri, inanç ve ihlas zemininde bu iki büyük dağın tünellenmesini denemişler ve kısmen başarmışlardır; yapılan da hep budur.

Toplumların tarihsel ve kültürel çizgileri kök ve gövdelerini oluşturur. Değerler mayasından geçmişin damıtıklığıyla getirilen kök ve gövdeye yeni katılımların her zaman en önemli ayracı yine kendi yapısındaki diri ve zaman bağımsız değerleri olmuştur.

Zaman bu gövdeye giyilen libasları değiştirebilir ama gövde ve kök hep kalıcıdır. Zamanın giydirdiği kalıp, eğer mevcut “kök ve gövde” ile uyumlu ise kökleşir ve gövdenin bir parçası haline gelebilir. Toplum artık bunun, zamanda bir tanıtıcı ve taşıyıcısıdır. Bu kimliğin bütünleşmiş bir imgesi ve çizgisi olmuştur.

Fakat son üç yüzyılın kaleyi içten fethetme modasıyla küreselleşen dünyanın operasyonel kolaylıklarını araçlayarak toplumbazları, toplumlara olmayacak kalıpları giydirerek istedikleri amaçların oyuncularını senaryoları münasibinde hizmete mecbur eder duruma getirmiştir; rızaen, şifaen veya cebren…

Çağımız,  kişilerin ve toplumların anlık güncellemeler ile istenilen senaryoların yazılımlarına şartlandırılmasını mümkün kılan enstrümanları sunmaya devam ediyor.

İnsanın sosyalliği bunların kullanımında bir izolasyonu çok mümkün kılamıyor. Kullanılan tüm bu enstrümanların “masumiyet”inden önce “mahzuriyet”ine bakmanın hayati olduğunu anlamak için ölmeye gerek yok. Zira bunlarla yaşadığımızı sanırken çoğu zaman öldüğümüzün farkına bile varamıyoruz.

Gerçeğin sahiplenilmiş doğrular ile izahı ve ispatı imkansızdır. Zamanın toplumbazları da tam olarak bu sahiplenmeyi toplum içindeki farklılıklar üzerine kurma ve kurgulamanın peşindedir. Hele hele bireyselliğin özentiden çıkıp tek secde edilir makama dönüştüğü ortamlarda bu sahiplenme ve sahiplendirme çok daha kolay olacaktır.

“Sen” ve “ben”in olduğu hiç bir yerde ağırlıktan söz edilemez, tevazu ve itidal arayanlar, kibrin görünmez ağırlığı karşısına hiç bir ağrılık koyamazlar. Hele hele bir de bu “sen ve ben”, kemikleşmiş kimliklerin politik çekişmelerinde yer aramaya ve kendini bulmaya çalışıyorsa durum daha da umutsuzluğa doğru evrilmiş demektir.

Sorun; düşüncesiz mesnet, duygusal gemin esaretindeki mantık, herkes tarafından büyük bir kesinlik ile okunan niyet ve tarihsel-güncel ikna yalanlarında idam edilen gerçek çıkmazında kitlenmiştir.

Bu safhada yapılacakların hep bir sahibi vardır ve kimliği sadece “sen” veya “ben”dir.

Ortayı bulmak için ortada duranlar bir elini sene bir elini bene verip biz olmayı ne kadar denerse denesin, verilen elleri ya hep boş kalacak, ya da kökünden koparılıp alınacaktır.

Zaman birlik ve bizlik zamanıdır. Bizin sınırını da sınırsızlığını da “biz”in içindekiler değil bizin içinde olmak isteyen çizecektir. Planlar ve oynananlar asla bir imtihan değildir, biz de kazananın ve kaybedenin olmadığı olmayacağı bir kasdırmadır, bir kırdırmadır…

Sükut sözlerin anlamsızlığında kazanmaz anlamını, en değerli sözler bile zamanı ve yerinde onun gölgesinde ezilir, küçülür.

Şimdi konuşma değil susma ve düşünme zamanı…

Bensiz ve sensiz, sadece Bir ve biz ile…

 

@ISIK_MUSTAFA

en güvenilir casino sitelericanlı bahis siteleribetisttipobetbetpark
tipobetyouwin destek sitesibetmatik1xbetsüpertotobet girişbetexper7li slot oyunlarımavibet
betistarzbetoleybetbetbootipobet
https://girisf1.com/https://bahistv.xyz/
flaming hotdeneme bonusu veren siteler1xbetoleybetbetboo
bahis forumcanlı casino siteleribetsgiris.xyzbahis siteleritipobetsüperbetin
süpertotobetonwintipobet365slot oyunlarıçevrimsiz bonus veren siteler
betpergirisf1.comtvbahis.xyzbonus veren bahis sitelerilisanslı casino siteleri